Bugün Eylül'ün ilk günü. Yılın en yoğun ayında kendine sıra ayırmaya karar vermek, çoğu insanın erteleyip durduğu şeydir. Siz ertelemediniz.
Her günün kendi sayfası ve kendi konusu var. Günde beş ilâ on bir dakika — daha fazlası değil.
O günün somatik uygulaması ve ekrandan eşlik eden animasyonlu nefes eşlikçisi.
Tek bir hareket adımı: yürüyüş, esneme ya da duruş.
O güne ait bir düşünce alışkanlığı ve onu kıran tek soru.
Günün âyeti ve esmâsı; uygulamanın içinde zikir sayacı.
Mevsime uygun tek bir beslenme adımı.
Linki telefonunuzun tarayıcısında açın, paylaş menüsünden "Ana Ekrana Ekle" deyin. Böylece her sabah aramazsınız.
Sabah kalkınca mı, kahvaltıdan sonra mı? Hangisi olursa olsun aynı saat olsun. Tekrar saatten doğar.
Beş dakika yeter. Telefonu sessize almak yeter.
Beş katmanın beşini birden değiştirmeye çalışan kimse ikinci haftayı görmüyor. Hangisi o gün elinizde varsa onu yapın. Sadece nefesi açıp geçmek de bir gün sayılır.
Takvim kilitsiz. İstediğiniz günden girer, geri dönersiniz.
Bir alışkanlığı bitiren şey kaçırılan gün değil, kaçırdıktan sonraki "nasılsa bozuldu" cümlesidir. O cümleyi kurmayın; ertesi gün en küçük hâliyle geri dönün.
Otuz teknik değil. Dört şey:
Bir de şu: ay başında belki akşam fark ediyordunuz. Ay sonunda belki öğlen fark edeceksiniz. Sakinleşmekten daha sağlam bir kazanç bu.
Burada yapılan iş eğitim ve farkındalıktır; tıbbî değerlendirmenin, tanının ya da tedavinin yerine geçmez. Her günün nefes bölümünde bir güvenlik notu var, atlamadan okuyun. Baş dönmesi, karıncalanma ya da göğüste sıkışma olursa uygulamayı bırakıp doğal nefesinize dönün.